SINAVIN GÖLGESİNDE GELECEK ARAYIŞI Bir Yeterlilik mi, Yoksa Bir Eleme Yarışı mı? Geride bıraktığımız hafta sonu, 2,5 milyona yakın genç, hayatlarının belki de en belirleyici virajlarından biri olarak görülen Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na (YKS) girdi. Kimi ilk kez test olmanın heyecanını yaşadı, kimi yıllardır süren bir maratonun final çizgisini geçmeye çalıştı. Okul bahçelerinde ter döken, ailelerin kapı önünde heyecanla beklediği bu tablonun ardında ise yıllardır süregelen o meşhur tartışma var: Biz gençleri bir üst eğitime hazırlık düzeyleri için mi ölçüyoruz, yoksa onları sınırlı kontenjanlar arasında birer sayıya mı dönüştürüyoruz? Ölçülen Bilgi mi, Stres Yönetimi mi? Sınav sisteminin temel tasarımına baktığımızda, eğitimin amacının bilgi üretmek ve bireyi geliştirmek olması gerektiğini hatırlıyoruz. Ancak YKS, doğası gereği bir yeterlilik ölçümü olmaktan ziyade, hız ve hata payı odaklı bir seçme ve yerleştirme mekanizmasına dönüşmüş durumda. Milyonlarca adayın birbirini...