Kayıtlar

Resim
  MEZUNİYET; BİR YOLUN SONU MU, YENİ BİR YOLUN BAŞLANGICI MI? İŞ DÜNYASI MEZUNLARIN HANGİ "SESSİZ ÇIĞLIĞINI" DUYMALI? Yaklaşık altı haftadır, Linkedin üzerinde mezuniyet coşkusunu paylaşan, üniversiteden bu yıl mezun olan ve keplerini havaya atan gençlerin, başarmanın hazzı ile dolu fotoğraflarını hepimiz görüyoruz. Hatta bazı gençlerimiz not ortalamalarını, bölüm ya da fakülte birinciliği derecelerini özellikle vurgulayarak, azim ve kararlılıkla çalışarak ulaşılmış bir mutlu sonun haklı gururunu da paylaşıyorlar. 12 yıllık bir eğitim maratonunun son değil, ama ilk hedef durağı olan Üniversite mezuniyeti bir başka deyişle, akademik maratonun ilk bitiş çizgisi, eşzamanlı olarak bir başka maratonun, yani gerçek hayatın da başlangıç çizgisi. Bir eğitimci ve iş dünyası profesyoneli olarak, bu paylaşımlara iki farklı pencereden bakıyorum. Bir yanda büyük bir emekle diplomasını alan gencin umudu, diğer yanda ise o gence kapılarını açması gereken iş dünyasının sessizliği. Mezuni...
Resim
  SINAVIN GÖLGESİNDE GELECEK ARAYIŞI Bir Yeterlilik mi, Yoksa Bir Eleme Yarışı mı? Geride bıraktığımız hafta sonu, 2,5 milyona yakın genç, hayatlarının belki de en belirleyici virajlarından biri olarak görülen Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na (YKS) girdi. Kimi ilk kez test olmanın heyecanını yaşadı, kimi yıllardır süren bir maratonun final çizgisini geçmeye çalıştı. Okul bahçelerinde ter döken, ailelerin kapı önünde heyecanla beklediği bu tablonun ardında ise yıllardır süregelen o meşhur tartışma var: Biz gençleri bir üst eğitime hazırlık düzeyleri için mi ölçüyoruz, yoksa onları sınırlı kontenjanlar arasında birer sayıya mı dönüştürüyoruz? Ölçülen Bilgi mi, Stres Yönetimi mi? Sınav sisteminin temel tasarımına baktığımızda, eğitimin amacının bilgi üretmek ve bireyi geliştirmek olması gerektiğini hatırlıyoruz. Ancak YKS, doğası gereği bir yeterlilik ölçümü olmaktan ziyade, hız ve hata payı odaklı bir seçme ve yerleştirme mekanizmasına dönüşmüş durumda. Milyonlarca adayın birbirini...
Resim
  TURİZM SEKTÖRÜNDE NİTELİKLİ ELEMAN SORUNU VE MARKA DEĞERİNE ETKİSİ Turizm sektörü, Türkiye'nin güçlü ve lokomotif sektörlerinden biridir.  Pek çok açıdan rekabet gücüne sahip bir sektör olmasına rağmen, bu gücü zayıflatan çeşitli sorunlarla da karşı karşıyadır. Bunların başında nitelikli eleman sorunu gelmektedir. Öyle ki; bu sorun yalnızca operasyonel aksaklıklara yol açmakla kalmaz, doğrudan işletmelerin dolaylı olarak da ülkelerin ya da destinasyonların da marka değerini olumsuz yönde etkiler.  Nitelikli Eleman Sorununun Farklı Boyutları Turizm sektöründe nitelikli eleman sorunu çok yönlüdür: Eğitim Eksikliği:  Turizm alanında eğitim veren okullarının mezunlarının sektöre uyum sağlamakta oldukça zorlanması veya sektörün ihtiyaç duyduğu yetkinlik ve becerilere tam olarak sahip olmaması. Ayrıca başta yabancı dil bilgisi olmak üzere, misafir ilişkileri yönetimi, dijital pazarlama gibi alanlarda yetersizlik ve niteliksizlik sıkça görülmektedir. Mevsimlik Ç...
Resim
  İNSAN KAYNAKLARINDA YENİ DÖNEM PERFORMANS DEĞERLENDİRME Kişiyi Değil "İşi" Konuşma Vakti Performans değerlendirme dönemi sadece bir "hesap verme" zamanı değil, bir "değer üretme" sürecidir. Bugün gelinen noktada "performans değerlendirme" denildiğinde, çalışanların zihninde genellikle bir baskı, huzursuzluk veya "yargılanma" korkusu canlanır. Yıllardır süregelen geleneksel yöntemler, maalesef bu süreci kişisel bir not verme eylemine dönüştürmüştür. Günümüz yönetim anlayışında, performansın tanımı köklü bir değişime uğramalı, bizler artık kişiyi değil, süreci, çalışanı değil, verimliliği konuşmalıyız. Neden Bakış Açımızı Değiştirmeliyiz? Geleneksel değerlendirmeler, çalışanın karakteri veya kişilik özellikleri üzerinde odaklandığında, hem objektiflikten uzaklaşır hem de kurumsal güveni zedeler. Oysa bir çalışanın başarısızlığı veya performanstaki düşüş, çoğu zaman kişisel bir eksiklikten değil, iş akışındaki bir tıkanıklık, yet...
Resim
ADAY VE İK DEPARTMANI STATÜDEN BAĞIMSIZ SAYGI Hepimiz sosyal medyada zaman zaman, işgören adaylarının İK Departmanlarından yakındığına, zaman zaman da İK Departmanlarının adaylardan yakındıklarına tanık olyoruz. Bu konuda, her iki tarafın da  birbirleri için yazdıkları eleştirel yorumları okuyoruz. Sizce neden taraflar birbirlerinden yakınıyorlar. Problemin kaynağı, aslında sosyal statü ve profesyonel hayattaki rollerden bağımsız olarak, kendimizden başkalarına karşı saygıyı yitirmek olabilir mi? Profesyonel yetkinliklerin, mülakat tekniklerinin ve süreç yönetiminin ötesinde, aslında azami dikkat göstermemiz gereken konuyu ıskalıyoruz: İnsan onuru.   İşte bu noktada çözüm de kendini bize çok net gösteriyor. Bu  İnsan onuru  ana fikri etrafında şekillenen, empatiyi ve nezaketi merkeze alan davranışlar aslında çözümün kendisi. Unvanların Ötesinde: Saygıyı Nerede Kaybettik? İş dünyasının dijital meydanlarında her gün benzer bir düelloya şahitlik ediyoruz. Bir ...
Resim
İŞE ALIMDA TECRÜBE Mİ, YETENEK Mİ? İnsan Kaynaklarında Değer Yaratımının Analitik Boyutu İnsan Kaynakları yönetiminde işe alım kararları, organizasyonun performansını doğrudan etkileyen en kritik kaldıraçlardan biridir. Bu süreçte sıklıkla karşılaşılan “tecrübe mi yoksa yetenek mi?” sorusu, aslında iki farklı değer üretim modelinin karşılaştırılması anlamına gelir: Kısa vadeli operasyonel verimlilik ile uzun vadeli organizasyonel kapasite inşası. TECRÜBE: OPERASYONEL VERİMLİLİK VE RİSK AZALTMA Tecrübeli adayların tercih edilmesi, özellikle belirli uzmanlık alanlarında ve yüksek operasyonel hassasiyet gerektiren rollerde öngörülebilirlik sağlar. Bu adaylar: Daha düşük adaptasyon süresi ile hızlı çıktı üretir, Süreç hatalarını minimize eder, Organizasyon içi bilgi transferi ihtiyacını azaltır. Bu durum, özellikle zaman baskısının yüksek olduğu veya iş sürekliliğinin kritik olduğu pozisyonlarda önemli bir avantajdır. Ancak analitik açıdan bakıldığında, tecrübeye yapılan yat...